En Çok Kullanılan 100 İngilizce Phrasal Verb (Türkçe Anlam ve Örnek Cümlelerle)
"YDS'den yüksek puan alıyorum ama bir Amerikan dizisinde konuşulanların yarısını yakalayamıyorum" diyenlerden misin? Bu sorunun arkasında çoğu zaman tek bir suçlu vardır: phrasal verb'ler. Anadili İngilizce olanların günlük konuşmada kullandığı fiillerin yaklaşık %70'i phrasal verb'lerden oluşur; bu kalıpları bilmediğinde anlama oranın doğrudan düşer.
Bu yazıda günlük konuşma, iş hayatı, film ve dizilerde en sık karşına çıkan 100 phrasal verb'ü edata göre gruplayarak listeledik. Her madde için Türkçe anlamı, İngilizce örnek cümle ve Türkçe çevirisi birlikte verildi; doğrudan flashcard olarak kullanabilirsin.
Phrasal Verb Nedir?
Phrasal verb, «fiil + edat (veya zarf)» bileşiminden oluşan ve bütün olarak yeni bir anlam taşıyan kalıplardır. Örneğin «look» tek başına "bakmak" demektir; ama «look up» olduğunda "sözlükten araştırmak", «look after» olduğunda "birine bakmak", «look into» olduğunda ise "araştırmak / incelemek" anlamına gelir. Aynı fiil, eklenen küçük kelimeyle bambaşka bir dünyaya açılır.
" «Phrasal verb'ler gramer kitabının sonuna sıkışmış küçük bir konu değildir; konuşma dilinin tam göbeğinde duran ana yapıdır.»
Türk Öğrenciler Neden Phrasal Verb'lerde Zorlanır?
- Türkçede aynı yapı yoktur: Türkçe, anlamı edatlarla değil eklerle ve hâl yapılarıyla taşır. "-e", "-de", "-den" ekleri çoğu zaman İngilizce edatların yerine geçer; bu yüzden phrasal verb mantığı bize sezgisel gelmez.
- Birebir çeviri çalışmaz: «give up» için "vermek yukarı" demek anlamsızdır. Edatların yön ve hareket çağrışımlarını imgelemen, kelime kelime çevirmemen gerekir.
- Aynı fiil + farklı edat = bambaşka anlam: «look up» (araştırmak), «look for» (aramak), «look into» (incelemek), «look after» (bakmak) — fiil aynı, anlam tamamen farklı. Bu kombinatoryal yapı kafa karıştırır.
- Okul ve sınav odaklı eğitim: YDS ve YÖKDİL gibi sınavlarda yüksek puan alan öğrenciler bile gerçek konuşmalarda, dizilerde ve podcast'lerde phrasal verb'leri rahatlıkla kaçırır; çünkü bu kalıplar genellikle sistematik biçimde değil, dağınık örneklerle öğretilir.
- Bağlamsız ezber zordur: Aynı phrasal verb'ün birden fazla anlamı olabildiği için cümle içinde değil de liste hâlinde ezberlemek hızla unutmaya yol açar.
Etkili Ezberleme: 3 Pratik İpucu
- Edatın imgesini öğren: «up» genellikle "tamamlanma / yükselme", «out» "dışa çıkma / ortaya çıkma", «off» "ayrılma / kopma" çağrışımı taşır. Edatın kendi anlam dünyasını kavradığında yeni phrasal verb'leri tahmin etmek kolaylaşır.
- Örnek cümleyle birlikte ezberle: «give up = vazgeçmek» yerine "Don't give up on your dreams." cümlesini hafızana kazımak çok daha kalıcıdır.
- Aralıklı tekrarla pekiştir: Aralıklı tekrar yöntemi sayesinde tam unutmaya yakın anda tekrar yapar, kelimeleri uzun süreli belleğe sağlam biçimde aktarırsın.
«up» ile Kullanılan Phrasal Verbs (15 adet)
get up
— yataktan kalkmak"I get up at 6 a.m. every day."
«Her gün sabah 6'da kalkıyorum.»
wake up
— uyanmak / uyandırmak"Please wake up your sister."
«Lütfen kız kardeşini uyandır.»
pick up
— almak / (birini) almaya gitmek"I'll pick you up at the station."
«Seni istasyondan alacağım.»
give up
— vazgeçmek / pes etmek"Don't give up on your dreams."
«Hayallerinden vazgeçme.»
look up
— (sözlükten) bakmak / araştırmak"I looked up the word in the dictionary."
«Kelimeye sözlükten baktım.»
set up
— kurmak / ayarlamak"He set up his own company."
«Kendi şirketini kurdu.»
show up
— ortaya çıkmak / gelmek"She didn't show up at the meeting."
«Toplantıya gelmedi.»
wrap up
— tamamlamak / sonlandırmak"Let's wrap up this discussion."
«Bu tartışmayı bitirelim.»
bring up
— yetiştirmek / (konu) açmak"She brought up three children alone."
«Üç çocuğunu tek başına büyüttü.»
come up
— yaklaşmak / (konu) gündeme gelmek"An important issue came up."
«Önemli bir mesele gündeme geldi.»
end up
— sonunda ... olmak"We ended up missing the train."
«Sonunda treni kaçırdık.»
catch up
— yetişmek"Hurry up, or you won't catch up."
«Acele et, yoksa yetişemezsin.»
grow up
— büyümek / yetişmek"I grew up in Tokyo."
«Tokyo'da büyüdüm.»
hang up
— telefonu kapatmak / asmak"Don't hang up on me!"
«Sakın telefonu yüzüme kapatma!»
make up
— uydurmak / barışmak"They finally made up after the fight."
«Kavganın ardından sonunda barıştılar.»
«out» ile Kullanılan Phrasal Verbs (15 adet)
find out
— öğrenmek / keşfetmek"I found out the truth yesterday."
«Gerçeği dün öğrendim.»
work out
— spor yapmak / yolunda gitmek"I work out three times a week."
«Haftada üç kez spor yapıyorum.»
figure out
— anlamak / çözmek"I can't figure out this problem."
«Bu problemi çözemiyorum.»
carry out
— uygulamak / yerine getirmek"They carried out the plan successfully."
«Planı başarıyla uyguladılar.»
point out
— işaret etmek / belirtmek"She pointed out my mistake."
«Hatamı bana gösterdi.»
hand out
— dağıtmak"The teacher handed out the worksheets."
«Öğretmen çalışma kâğıtlarını dağıttı.»
check out
— incelemek / otelden ayrılmak"Check out this new café."
«Bu yeni kafeye bir göz at.»
turn out
— sonuçta ... olmak"The movie turned out to be great."
«Film çok iyi çıktı.»
fill out
— (form) doldurmak"Please fill out this form."
«Lütfen bu formu doldurun.»
run out
— tükenmek / bitmek"We ran out of milk."
«Sütümüz bitti.»
hang out
— takılmak / vakit geçirmek"I love hanging out with friends."
«Arkadaşlarımla takılmayı çok severim.»
look out
— dikkat etmek"Look out! There's a car coming."
«Dikkat et! Araba geliyor.»
sort out
— halletmek / düzene koymak"We need to sort out this issue."
«Bu sorunu halletmemiz gerekiyor.»
eat out
— dışarıda yemek yemek"Let's eat out tonight."
«Bu akşam dışarıda yiyelim.»
stand out
— göze çarpmak / sivrilmek"Her red dress really stands out."
«Kırmızı elbisesi gerçekten dikkat çekiyor.»
«on» ile Kullanılan Phrasal Verbs (10 adet)
go on
— devam etmek / olmak"What's going on here?"
«Burada neler oluyor?»
carry on
— devam etmek"Please carry on with your work."
«Lütfen işine devam et.»
put on
— (kıyafet) giymek"Put on your coat, it's cold."
«Paltonu giy, hava soğuk.»
get on
— (araca) binmek"I got on the bus at 8 a.m."
«Sabah 8'de otobüse bindim.»
hold on
— beklemek / sıkıca tutmak"Hold on a second, please."
«Lütfen bir saniye bekle.»
count on
— güvenmek / bel bağlamak"You can count on me."
«Bana güvenebilirsin.»
take on
— üstlenmek"She took on a new project."
«Yeni bir projeyi üstlendi.»
move on
— ilerlemek / unutup geçmek"It's time to move on."
«İlerleme zamanı geldi.»
catch on
— tutmak (popüler olmak) / kavramak"The trend caught on quickly."
«Akım hızla tuttu.»
log on
— oturum açmak"Log on with your username."
«Kullanıcı adınla oturum aç.»
«off» ile Kullanılan Phrasal Verbs (10 adet)
take off
— kalkış yapmak / (kıyafet) çıkarmak"The plane took off on time."
«Uçak vaktinde kalktı.»
get off
— (araçtan) inmek"Get off at the next stop."
«Bir sonraki durakta in.»
put off
— ertelemek"Don't put off your homework."
«Ödevini erteleme.»
turn off
— (cihazı) kapatmak"Please turn off the lights."
«Lütfen ışıkları kapat.»
show off
— hava atmak / gösteriş yapmak"He likes to show off his car."
«Arabasıyla hava atmayı seviyor.»
drop off
— (birini) bırakmak"I'll drop you off at home."
«Seni eve bırakırım.»
cut off
— kesmek / koparmak"The phone call was cut off."
«Telefon görüşmesi kesildi.»
pay off
— meyvesini vermek / borç kapatmak"Hard work paid off in the end."
«Sıkı çalışma sonunda meyvesini verdi.»
break off
— ayrılmak / koparmak"They broke off the engagement."
«Nişanı bozdular.»
call off
— iptal etmek"The game was called off due to rain."
«Maç yağmur nedeniyle iptal edildi.»
«in» ile Kullanılan Phrasal Verbs (8 adet)
give in
— boyun eğmek / pes etmek"Don't give in to pressure."
«Baskıya boyun eğme.»
break in
— zorla girmek"Someone broke into our house."
«Birisi evimize zorla girdi.»
check in
— giriş yapmak (otel/uçuş)"We checked in at 3 p.m."
«Saat 15:00'te giriş yaptık.»
drop in
— uğramak"Drop in any time you like."
«İstediğin zaman uğra.»
fill in
— (boşluğu) doldurmak"Fill in the blanks."
«Boşlukları doldur.»
take in
— kabul etmek / kavramak"It's hard to take in this news."
«Bu haberi kabullenmek zor.»
turn in
— teslim etmek / yatmak"Turn in your report by Friday."
«Raporunu cumaya kadar teslim et.»
log in
— oturum açmak"I can't log in to my account."
«Hesabıma giriş yapamıyorum.»
«down» ile Kullanılan Phrasal Verbs (8 adet)
break down
— bozulmak / çökmek (duygusal)"My car broke down on the highway."
«Arabam otoyolda bozuldu.»
calm down
— sakinleşmek"Please calm down and explain."
«Lütfen sakinleş ve anlat.»
let down
— hayal kırıklığına uğratmak"I don't want to let you down."
«Seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.»
write down
— yazmak / not almak"Write down your phone number."
«Telefon numaranı yaz.»
turn down
— reddetmek / sesi kısmak"She turned down the job offer."
«İş teklifini reddetti.»
cut down
— azaltmak / kısmak"I'm cutting down on sugar."
«Şeker tüketimimi azaltıyorum.»
settle down
— yerleşmek / hayatını düzene koymak"They settled down in Kyoto."
«Kyoto'ya yerleştiler.»
slow down
— yavaşlamak"Please slow down, you're driving too fast."
«Lütfen yavaşla, çok hızlı sürüyorsun.»
«back» ile Kullanılan Phrasal Verbs (7 adet)
get back
— geri dönmek / geri almak"I'll get back to you soon."
«Yakında sana dönüş yaparım.»
come back
— geri gelmek"Come back home before dark."
«Karanlık çökmeden eve dön.»
give back
— geri vermek / iade etmek"Please give back my book."
«Lütfen kitabımı geri ver.»
call back
— geri aramak"I'll call you back later."
«Sonra seni geri arayacağım.»
pay back
— geri ödemek / acısını çıkarmak"I'll pay you back next month."
«Borcumu önümüzdeki ay öderim.»
look back
— geriye bakmak / dönüp bakmak"When I look back, I have no regrets."
«Geriye baktığımda hiçbir pişmanlığım yok.»
hold back
— tutmak / çekinmek"Don't hold back your feelings."
«Duygularını içine atma.»
«over» ile Kullanılan Phrasal Verbs (7 adet)
take over
— devralmak / ele geçirmek"She took over the family business."
«Aile işini devraldı.»
get over
— atlatmak / üstesinden gelmek"It took me time to get over the loss."
«Kaybı atlatmam zaman aldı.»
think over
— iyice düşünmek"Please think over my offer."
«Lütfen teklifimi iyice düşün.»
go over
— gözden geçirmek / tekrar etmek"Let's go over the details again."
«Ayrıntıları bir kez daha gözden geçirelim.»
run over
— (araçla) ezmek / taşmak"Be careful not to run over the cat."
«Kediyi ezmemeye dikkat et.»
hand over
— teslim etmek / devretmek"He handed over the keys."
«Anahtarları teslim etti.»
look over
— göz gezdirmek"Look over this document, please."
«Lütfen bu belgeye göz gezdir.»
«away» ile Kullanılan Phrasal Verbs (5 adet)
get away
— kaçmak / uzaklaşmak"I need to get away for a few days."
«Birkaç günlüğüne uzaklaşmam gerekiyor.»
go away
— gitmek / uzaklaşmak"Please go away, I need to think."
«Lütfen git, düşünmem gerek.»
put away
— kaldırmak / yerine koymak"Put away your toys, please."
«Lütfen oyuncaklarını kaldır.»
throw away
— atmak / çöpe atmak"Don't throw away this magazine."
«Bu dergiyi atma.»
give away
— bedavaya vermek / ele vermek"She gave away all her old clothes."
«Bütün eski kıyafetlerini bağışladı.»
«for» ile Kullanılan Phrasal Verbs (5 adet)
look for
— aramak"I'm looking for my keys."
«Anahtarlarımı arıyorum.»
wait for
— beklemek"I'll wait for you here."
«Seni burada bekleyeceğim.»
apply for
— başvurmak"She applied for the scholarship."
«Bursa başvurdu.»
ask for
— istemek / talep etmek"Don't be afraid to ask for help."
«Yardım istemekten korkma.»
care for
— bakmak / hoşlanmak"She cares for her elderly parents."
«Yaşlı ebeveynlerine bakıyor.»
«into» ile Kullanılan Phrasal Verbs (5 adet)
run into
— tesadüfen karşılaşmak / çarpmak"I ran into an old friend yesterday."
«Dün eski bir arkadaşımla karşılaştım.»
look into
— araştırmak / incelemek"We'll look into this matter."
«Bu meseleyi araştıracağız.»
get into
— girmek / ilgi duymaya başlamak"I got into K-pop recently."
«Son zamanlarda K-pop'a merak sardım.»
turn into
— ...e dönüşmek"The caterpillar turned into a butterfly."
«Tırtıl kelebeğe dönüştü.»
break into
— zorla girmek / aniden başlamak"She broke into tears."
«Birden gözyaşlarına boğuldu.»
«around / about» ile Kullanılan Phrasal Verbs (5 adet)
come around
— uğramak / fikir değiştirmek"Come around to my place tonight."
«Bu akşam bize uğra.»
get around
— dolaşmak / atlatmak"It's easy to get around Tokyo by train."
«Tokyo'da trenle dolaşmak kolaydır.»
look around
— etrafa bakınmak"Feel free to look around the store."
«Mağazada rahatça bakınabilirsiniz.»
turn around
— arkasını dönmek / işleri tersine çevirmek"She turned around and smiled."
«Arkasını döndü ve gülümsedi.»
bring about
— yol açmak / neden olmak"The new policy brought about change."
«Yeni politika değişikliğe yol açtı.»
30 Günlük Çalışma Planı: 100 Phrasal Verb'ü Sağlam Ezberle
100 phrasal verb'ü kalıcı biçimde öğrenmek istiyorsan, günde kaç kelime öğrenmen gerektiğini doğru ayarlaman şart. Araştırmalar günde 3-5 yeni phrasal verb eklemek ve düzenli tekrar yapmanın en yüksek kalıcılığı sağladığını gösteriyor.
- 1. Hafta: «up» ve «out» grupları (30 madde). Sabahları 3 yeni madde, akşamları bir önceki günün tekrarı.
- 2. Hafta: «on», «off» ve «in» grupları (28 madde). Geçen haftakileri de aralıklı tekrara dahil et.
- 3. Hafta: «down», «back» ve «over» grupları (22 madde) eklenir.
- 4. Hafta: «away», «for», «into» ve «around» grupları (20 madde) tamamlanır; 100 phrasal verb'ün tamamı genel tekrara alınır.
Sık Sorulan Sorular
Phrasal verb nedir?
Phrasal verb, bir fiil ile bir edat ya da zarfın bir araya gelerek tek başına fiilden tamamen farklı, bütünsel bir anlam oluşturduğu kalıplara verilen addır. Örneğin «get up» (yataktan kalkmak), «look up» (sözlükten bakmak) gibi kalıplar günlük İngilizcede çok sık karşımıza çıkar.
Kaç tane phrasal verb öğrenmek yeterlidir?
Günlük konuşma için 100 ila 200 arasında phrasal verb bilmek genellikle yeterlidir. Bu yazıda paylaştığımız 100 phrasal verb, kullanım sıklığı en yüksek olanlar arasından seçildiği için bunları sağlam öğrenmek pratik bir İngilizce seviyesi için iyi bir temel oluşturur.
Phrasal verb'ler nasıl etkili bir şekilde ezberlenir?
Phrasal verb'leri tek başına değil, daima bir örnek cümlenin içinde öğrenmek en etkili yöntemdir. Aralıklı tekrar (SRS) yöntemiyle düzenli olarak gözden geçirmek, dizi ve filmlerde geçen kullanımlarla pekiştirmek kalıcılığı belirgin biçimde artırır.
Türk öğrenciler phrasal verb'lerde neden zorlanır?
Türkçede phrasal verb karşılığı bir yapı bulunmaz; Türkçe edatlar yerine ekler ve hâl yapıları kullanır. Bu nedenle «look», «look up», «look for», «look into» gibi kalıpların farklı anlamlarını sezgisel olarak ayırt etmek zordur. YDS veya YÖKDİL gibi sınavlarda yüksek puan alan öğrenciler bile gerçek konuşmalarda phrasal verb'leri kaçırabilir.
Sonuç
Phrasal verb'ler, İngilizce öğreniminin en pratik ama en çok ihmal edilen alanlarından biridir. Bu listedeki 100 maddeyi gerçekten içselleştirirsen, anadili İngilizce olanların konuşmalarını anlama oranın belirgin biçimde artar; kendi ifade gücün de çok daha doğal bir hâl alır.
Anahtar kural şu: hepsini bir günde öğrenmeye çalışma. Günde 3-5 maddeyi örnek cümleleriyle birlikte, aralıklı tekrar ile pekiştirerek üst üste koy. penguen.io kelime koleksiyonları ile bu 100 phrasal verb'lik yolculuğa daha bugün başlayabilirsin.